Melen Papazkarasi Reserve (2006)

Melen Papazkarası Reserve (2006)

Papazkarasi is a local grape of Turkey which can be used as a table grape (to eat) or in wine making. It is still not very widely used in Turkish wines. I remember that I had once tasted Kutman’s Papazkarasi.

Melen has described Papazkarasi as “forgotten prince of Thrace” and made a wine labeled as “reserve”. They also wrote that the wine is “oak treated”, from which I understand that the wine has been kept in oak barrales or something similar hapened during production process. For me, only the fact that they made a wine from this beautiful local grape was sufficient to glorify. Therefore, I didn’t care much about what oak treatment meant.

I saw Papazkarası Reserve’s 2006 vintage lying on the floor in front of Mania Gurme in Istinye Park (a shopping mall in Istanbul). I thought they wanted to sell all of them immediately since they believed the wine cannot age any longer. I grabbed a bottle at around $ 20.

I think 2006 vintage of this wine should be drank at latest in 2010! Altough I smelled a nice strawberry jam aroma on the nose, I couldn’t feel any tannins, body or acidity when I tasted it. It felt as if the wine had fled away from the bottle and had left a light color and light taste behind. Considering that we cannot know in which conditions the bottle was kept since 2006, it is possible that there are bottles of the same wine in much metter conditions. This one was only our fate, not necessarily yours.

Advertisements

Kutman Özel Kav Papazkarası 1994

Kutman Özel Kav Papazkarası 1994

I mentioned this wine previously here with admiration, when I was very inexperienced in wine tasting.  I tasted it once more, recently. This time, before I wrote this posted, I looked at Kutman’s website and I was literally enlightened with what I saw there.

This wine is made of a grape called Papazkarası, which is described there as Turkish version of Pinot Noir. I understand from this that there is a serious similarity between these two grapes either in terms of genetic or at least in terms of taste. You may read this to understand how important is Pinot Noir for me.

When it comes to tasting notes, I have to admit that I believe the wine glass has a big impact on the taste of the wine and the sense on the palate. As I had to drink the wine from a tiny glass, I could not smell anything and could not enjoy the aromas in it. I guess I drink wine not only with my mouth, but also with my nose.

Despite the improper circumstances, I could not even notice how fast the first glass of this silky wine was gone. I noticed that I did not sense any fruity or flawory aromas in this wine. This may be due to the small glass, but anyway it is not a negative thing for me. It is a delicious and balanced (neither acidity nor tannins are too much) wine at the end.

My sole negative thought was that this wine had a stronger and more intense taste when I tasted it almost a year ago. Considering how new was wine drinking to me then, this thought does not deserve much attention.

I did not buy this wine, but I know it is possible to order it online following the above link. I had to chance to drink it as a friend of mine brought it to us. Thanks for her kindness for the second time 🙂

Kutman Beyaz

Kutman Beyaz

Kutman Beyaz’dan söz etmeden önce Kutman’ın benim için özel bir şarap üreticisi olduğunu açıklamak istiyorum. Yıllar önce geçirdiğim yemek borusu ülseri olarak açıklanabilecek rahatsızlıktan sonra yediklerime hep dikkat etmek durumunda kaldım. Fazla yağlı, kızartma yemekler dokunur, rakı dokunur, şarap dokunur, ağrı kesiciler dokunur, herkesle aynı yemeği yerim başkasına bir şey olmaz ben zehirlenirim vs. Bu şekilde yaşamaya aslında alışmıştım ve şarap sadece sosyal ortamlarda elimde tuttuğum bir kadehten ibaret oldu benim için. Ta ki bir arkadaşım sayesinde Kutman Özel Kav Papazkarası 1994 tadana kadar. Bu şarabı, arkadaşımın uyarısı üzerine kadehimde 15-20 dakika beklettikten sonra tattığım an bundan sonra şarabın hayatımdaki yerinin eskisinden çok farklı olacağını anlamıştım. Ömrümde böylesinde hoş aromalar içeren, boğazımdan kolayca kayıp giden bir şarap içmemiştim. Belki o gün içerisinde bulunduğum ortamın, moral durumumun da etkisi olmuştur ama, sonuçta o günden itibaren şarap içmeye ve şarapla ilgili okumaya başladım.

Aynı dönemde iş değiştirmem ve yeni işime başlamadan önce yaklaşık iki ay çalışmamamla beraber midemdeki mıymıntılığın aslında büyük ölçüde iş yaşamının günlük gerginliğinden dolayı oluştuğunu anlamış oldum. Şu an devam etmekte olduğum yeni işimde stres yaratan faktörler neyse ki çok daha az. Zaten bu durumun bilincine varmış olduğuma göre stres benim için biraz daha kontrol altına alınabilir bir durum olmuştur diye ümit ediyorum.

Kutman Özel Kav Papazkarası 1994 içmek bir daha kısmet olmadı. Gerçi insan kendi kısmetini biraz da kendisi yaratır ama internet üzerinden sorarak öğrendiğim fiyat şimdilik benim için yüksek olduğundan pek yanaşmadım. Belki bir süre sonra, daha çok şarap tattıktan ve tat ve koku algım geliştikten sonra o seviyelere çıkmayı düşünebilirim.

Sadede gelirsek, Kutman Beyaz Semillon – Yapıncak – Sultaniye üzümlerinin harmanlanmasından elde edilmiş sek bir beyaz şarap. Bence, asiditesi çok yüksek değil ve hafifçe limon, portakal içeren meyve aromalarını ve ne olduğunu henüz çözemediğim bir aromayı sunuyor. Market fiyatını bilemiyorum ama üreticinin web sitesindeki fiyat düşünülerek beyaz şarap sevenler için tercih edilebilir bir şarap olduğunu söyleyebilirim.