İstanbul Kadeh Kaldırıyor

Doluca’nın İstanbul Kadeh Kaldırıyor adında bir etkinliği var, detaylarını web sitesinden ve etkinliğin kendi sitesinden görebilirsiniz. Bu etkinliğin özelliği, normalde şişesine para vermeye tereddüt edebileceğiniz türde şarapları kadeh olarak sipariş edebiliyor olmanız. Yani etkinliğin şarap listesi, zaten her restoranda kadeh / şişe olarak tüketebileceğiniz şaraplardan oluşmuyor. İtiraf etmeliyim ki listede daha önce hiç adını bile duymadığım, ama azıcık araştırınca önemini anladığım şaraplar var. Etkinliğin daha da güzel bir özelliği de kadeh siparişi verene şişenin geri kalanının hediye edilmesi olabilirdi belki nasıl olsa muhtemelen geri kalanını kimse içmiyordur değil mi 🙂 Neyse zaten 3-5 günü kalmış etkinliğin, fazla şımarmadan elimizdekiyle yetinmesini bilelim derim ben.

Ben dün akşam Doluca’nın davetlisi olarak Vogue’da, bu etkinliğin tadını çıkartmaktaydım. Doluca’dan Pelin Hanım sayesinde çok keyifli, bol bol şarap konuşulan ve tüketilen, yani zaten bu kadarıyla bile çok hoş bir akşam geçirdik. Kendisi bize Doluca’nın bağları, üretim tesisleri, Alçıtepe’nin özelliğini, mikro bağcılığın ne olduğunu, ve daha bir çok şeyi anlattı ama ben bunların hepsini size burada anlatamayacağım. Çok aceleniz varsa Doluca’nın web sayfasından ve google’da arama yaparak bilgi edinebilirsiniz. Aceleniz yoksa beni bekleyebilirsiniz çünkü ilerleyen günlerde (haftalarda, aylarda veya yıllarda da olabilir tabi) ben buralarda bu konuları anlatıyor olabilirim. Sohbet etmek dışında elbette sayabildiğim ve not alabildiğim kadarıyla 6 adet şarap tattık.

Ben mekana vardığımda masada bir Şili şarabı olan Valdivieso Chardonnay 2009 tüketilmekteydi, hemen ben de bir kadeh istedim tabi meraktan yani yoksa hakkında bilgim olduğundan değil 🙂 Tadına baktıktan sonra anladım ki bundan sonra daha sık beyaz şarap içeceğim çünkü bazen beni çok şaşırtan şaraplar çıkabiliyor karşıma. Meyvemsi ve canlı, içimi çok kolay olan çok hoş bir şaraptı. Ben aç karnına yarısını içiverdim ki normalde hiç yaptığım bir şey değildir.

Yemeklerimiz ile beraber kırmızı şaraplar gelmeye başladı. Bu arada bir parantez açmak istiyorum. Evet şaraplar güzel, ortam güzel, manzara güzel ama bence yemekler de özel bir övgü hak ediyordu. Ben sadece kendi tabağımdakileri tattım elbette ama dana bonfileyi böyle pişirip sunabilen bir aşçı eminim tüm diğer yemekleri de çok güzel yapıyordur 🙂 Restorandan ayrıldıktan sonra bir süre, bu şekilde pişirildiği sürece her gün dana bonfile yiyebileceğimi düşündüm. Bin defa methini duymuş olmama rağmen daha önce hiç Vogue’a gitmemiş olmamın sebebini tam olarak bilemiyorum. Hemen sevgiliyle gidilecekler listesine yazdım.

Neyse konumuza dönersek, Pelin Hanım’ın yönlendirmeleri doğrultusunda ikinci olarak Kav Tuğra Öküzgözü tattık (sanırım 2007 rekoltesi). Ben ilk kez sadece Öküzgözü üzümünden yapılmış bir şarap içmiş olabilirim. Oldukça yumuşak ve az tanenli bir şarap olduğunu söyleyebilirim. Sanırım çok da benim tarzım değilmiş.

Sonrasında Signium 2008 masaya geldi ve farkını hemen hissettirdi doğrusu. Oldukça güçlü ve güzel bir şarap. Ancak benim için gecenin doruk noktası Alçıtepe Cabernet Sauvignon Shiraz’ı tattığım an oldu. O kadar çok beğendim ki, öncesinde aklımı ve damağımı başka şaraplar ile karıştırmadan tekrar denemek istiyorum mutlaka! Notlarıma bakıyorum da “süperrr” gibi çok açıklayıcı (!) ifadeler kullanmışım 🙂 Signium 2008 ve Alçıtepe Cabernet Sauvignon Shiraz başlı başına birer yazı olmayı hak ediyorlar bence (gerçi bence her şarap hak ediyor ama neyse), ilerleyen günlerde onlar için ayrıca yazı hazırlamayı düşünüyorum bu yüzden şimdilik konuyu fazla uzatmayacağım. 

Kırmızı şarapların arasında bir ara Doluca Karma lafı geçince arada bir de Doluca Karma Chardonnay Narince 2008 tattık. Meşe aromasının hissedildiği, çok hoş uzun bir bitişi olan, ferahlatıcı, çok hoş, hatta notlarımda yine “süperrr” ifadesi ile yer alan bir şarap.

Son olarak da tatlı ile beraber Safir 2008 ile geceye noktamızı koyduk. Safir’de tatlılığının yanında bu tatlılığı dengeleyen, ne olduğunu tam olarak anlayamadığım bir aroma var, benim hoşuma gidiyor. Belki biraz buruk bir balı andıran bir aroma olabilir, emin değilim. 

Bu yazıyı buraya kadar okuduktan sonra artık herhalde çıkıp bu şaraplardan birini denemeye gidersiniz veya en azından evinizde kendinize bir şişe şarap açarsınız diye düşünüyorum 🙂 Benim de şarap dünyasına katkım bu olsun diyerek yazımı noktalıyorum.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s